NİSAN AYI ÇALIŞMAMIZ SEFAGÜL KUDRET
ORTAK ÜRÜN E BOOK
https://www.storyjumper.com/book/read/80858645/untitled
EBEVEYNLERİN ÇOCUKLARI İLE İLGİLİ ANILARI
Bizim hikayemiz 12 Mayıs 2016 da başladı.Daha öncesinde sürekli uykusuz ve ağlamalarla bölünen geceler yaşıyor, konuşma güçlüğü çektiği için kendini ifade edememenin verdiği durumla huysuz,öfkeli bir çocuktu benim çocuğum.Bebeklik döneminde geçirdiği birtakım hastalıklar neticesinde başımıza ne olumsuzluk gelirse sürekli bu olanlara bağlıyorduk. Fakat yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğu kuşkusu içten içe kemiriyordu beni.Ama yine bir şeylerin ardına sığınıyordum.Daha sonra çocuğumun durumunun pek de normal olmadığını anlayıp doktor araştırmasına başladım. Daha önce defalarca doktorlara gitmemize rağmen farklı farklı durumlardan söz edilmişti.
Çocuğum 45 aylıkken gittiğimiz doktor bize otizm belirtileri olduğunu ve belirli bir süre eğitim alması gerektiğini söyledi.Daha önce hiç otizm denilen bir şeyden haberdar değildik.Eyvah, dedik dünya başımıza yıkılmışçasına bir üzüntüye boğulduk.Birkaç doktora daha gittikten sonra durm daha da netleşti.Birkaç hafta üzüntü ve kabullenememenin verdiği durumla biraz bocaladık,hiçbir şey düşünemez olduk.Bir yandan da yapılması gerekenleri öğrenmeye koyulduk.Sıkı bir eğitim gerektiğini öğrendik ve tamamen tasadüf eseri değerli bir eğitimciyle tanışıp yoğun ikna çabalarıyla evde eğitim vermesi için ricada bulunduk.Derken evde eğitim başladı çocuğum kendini hiç bilmediği bir ortamda buldu.Doğal olarak tepkiler verdi.İlk bir ay sürekli ağlıyor ortamdan uzaklaşmaya çalışıyordu.O ağladıkça bir anne olarak yüreğim el vermiyordu fakat biliyordum ki bunlar gerekliydi ve alışacaktı.Öğretmenimiz hiç yılmadan yoluna devam ediyor aynı zamanda benim evde kalan sürelerde neler yapmam gerektiğini birbir anlatıyordu.Böyle eğitimlerde haftalık 36 ila 40 saat çalışmanınçok daha faydalı olacağı çocukların bir altın dönemlerinin olduğuve bu dönemi çok iyi değerlendirmenin gerekli olduğunu öğrendik.Artık günlük yaşantımızı çocuğuma göre düzenler olmuştuk.Örneğin öğrendiği her şeyi günlük yaşantısına aktarabilmesi için sürekli farklı yerlerde çalışmalarımızı pekiştiriyorduk.AVM,park, ev ziyaretleri aklınıza gelebilecek her yerde zamanı boşa geçirmemenin gayreti içindeydim.Bir yandan da bu durumu çevreme fark ettirmemeye çalışıyordum.Çünkü insanların tepkilerinden nedense çok korkuyordum.Sadece birinci derece yakınlarımıza söyleyebilmiştik.Zaten ailemizden uzak yaşadığımız için kimsenin bilmesine gerek duymamıştık.Böylelikle evde eğitimimiz son hızla ilerlerken bir ayı geride bırakmıştık.Bayram tatilinde arkadaşlarımıza gittiğimizde arkadaşımızın, aldığımız eğitimle ilgili bir şey bilmemesine rağmen çocuğumdaki değişikliği fark etmesi çocuğuma bir özgüven gelmiş olduğunu söylemesi bizi hem şaşırttı hem de çok sevindirdi.
Akademik çalışmaların yanında asıl problem olan sosyal yönümüzün gelişmesi gerekiyordu.Bütün bu çabanın ve koşturmanın içinde çok yıprandığımı hissettim.Fakat olumlu yöndeki gelişmeleri görünce de daha çok hıslanıyordum.Çalışmalarımızı bir günlüğe kaydediyordum.Bu arada belirli aralıklarla farklı doktorlara kontrol amaçlı gidiyor bir şeylerin düzelmeye başladığını duyunca da dünyalar benim oluyordu.Evdeki eğitimin yanı sıra rehabilitasyon eğitimine de başladık.Hem bireysel hem de grup dersleri alıyorduk.Grup dersleri çocuğumla aynı tanıyı almış yaş aralıkları birbirine yakın birkaç çocuğun sosyalleşmesi açısından düzenlenmiş etkinliklerdi.İlk zamanlarda çocuğumun bütün bunlara ayak uydurması çok zor oldu.Sürekli ağladığı için anne merhameti ile onu hemen o ortamdan alıp uzaklaşmak istiyordum.Fakat okuduğum makaleler, araştırmalar,bire bir şahit olduklarım beni frenliyordu.Kısa süre sonra alışmaya başladı.Kelime sayısı artıp kendini ifade etmeye başladıkça çocuğum günden güne değişir hale geldi.Uyku düzeni oturmaya başladı,geçirdiği öfke nöbetleri azaldı.Yaptığı bir çok şeyden zevk almaya başlamıştı.Ondaki bu olumlu değişmeler bunca zaman boşa kürek çekmediğimizi gösteriyordu. O ilk zamanlar sürekli ağlayan, kimseye bir şey belli edemeyen
annenin yerine yeni içini umutlar kaplayan bir anne gelmişti.Sürekli olarak eğitimcilere ileriye dönük yapabileceklerimle ilgili sorular sorup kendimi geliştirmeye çalışıyordum.
Çocuğum 48 aylık olunca okula da başladı.İlk yıl epeyce zorlandık.Çünkü çok hareketli olduğu için yerinde duramıyor yapılanlara ayak uyduramıyordu.Bu durumu da öğretmenimizle elele vererek belli bir seviyeye getirdik.Bir sonraki yıl ana sınıfına gittiğinde daha uyumlu arkadaşlarıyla oyun oynayan, oyun kurup liderlik yapan bir çocuk olmuştu artık.Hayali oyun oynamaya başlamıştı.Ana sınıfı tekrarında gerek eğitimciler gerekse doktorlar çocuğun normalleşme sürecine girdiğini gördüler.Bu bizim için inanılmaz bir mutluluktu.Üç yıllık bir eğitim sürecinden sonra tanımız kalktı.2019 itibari ile kaynaştırma eğitiminden normal eğitime geçerek birinci sınıfa başladık.Şunu da biliyorduk ki bizim durumumuz ömür boyu hafif belirtilerle de olsa devam ediyordu.Bize düşen aynı kararlılıkla yolumuza devam etmemizdi.Benim bu zaman zarfında anladığım tek şey vardı o da anne şefkati ile çözülemeyecek şey yoktu çünkü bu çocukların her şeyden önce sevilmeye ihtiyaçları vardı.Yeri geliyor onunla ağlıyor yeri geliyor kendi çocukluğunuzda yaşayamadığınız duyguları onunla tamamlıyorsunuz.Belli bir süre sonra, başlarda yaşamış olduğunuz bu durumun bir sınav mı sorusu yerini bu bir hediyeymiş algısı alıyor.Çünkü başlarda sınırlı şeyler yapabilen çocuk artık hemen hemen her şeyi yapabiliyor,sürekli sorular soruyor,çevresine ayak uydurmaya çalışıyordu.Bütün bunlar benim için hediye anlamına geliyordu.Önemli olan inancımızı yitirmeden ,karamsarlığa kapılmadan var gücümüzle savaşmak.Bu bizim kaderimiz dersek ve bir şeylerin ardına sığınarak boş vermişliğe kapılırsak işte o zaman çocuğumuzu kaybetmiş oluruz. Yeri geliyor en yakınınız bile sizi anlamıyor, sizden ufacık bir desteği bile esirgeyebiliyor.Ebeveynlerden biri durumu uzun süre kabullenemiyor.İşte tüm bunlarla anneliğin verdiği o ilahi güçle hepsiyle baş edebiliyorsunuz.Yeri geliyor yolunuza taş koyan en yakınızdaki bile olsa hayatınızdan çıkarabiliyorsunuz.İsyan etmeden, sağlam bir inançla yolumuzu aydınlığa çıkarabiliriz.Kabullenme süresini ne kadar kısa sürede atlatırsak o kadar çabuk yol alır, çocuğu topluma kazandırabiliriz.Asıl önemlisi ben normal doğan çocuğumda anneliği tamamıyle yaşadığımı sanıyordum ki özel gereksinimli çocuğum dünyaya geldikten sonra bu hislerim değişti.Asıl şimdi anneliği iliklerime kadar hissedip yaşamıştım.Bizim anne oğul hikayemiz budur…
HAKİM ÖMER ONSUN İLKOKULU

Yorumlar
Yorum Gönder